Diyabet (Şeker Hastalığı) Nedir?

Diyabet, vücudun insülin hormonunu yeterince üretememesi veya üretilen insülini etkili bir şekilde kullanamaması sonucu kan şekerinin (glikoz) kronik olarak yüksek seyrettiği ciddi bir metabolik hastalıktır. Dünya genelinde yarım milyarı aşan hasta sayısıyla 21. yüzyılın en büyük sağlık salgınlarından biri kabul edilen diyabet, tedavi edilmediğinde kalp, böbrek, göz ve sinir sistemi başta olmak üzere tüm organlarda kalıcı hasara yol açabilmektedir.

Prof. Dr. Tevfik Sabuncu, Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Bilim Dalı’nda otuz yılı aşkın klinik deneyimiyle, binlerce diyabet hastasının tanı, tedavi ve takip süreçlerini yönetmektedir. Uluslararası literatürde 100’den fazla bilimsel yayını ve Google Scholar’da binlerce atıfıyla diyabet alanında Türkiye’nin en yetkin uzmanlarından biridir.

Diyabet Türleri

Tip 1 Diyabet: Genellikle çocukluk veya gençlik döneminde başlayan bu türde, bağışıklık sistemi pankreasın insülin üreten beta hücrelerini yanlışlıkla tahrip eder (otoimmün reaksiyon). Bu hastalar yaşam boyu dışarıdan insülin almak zorundadır. Tip 1 diyabet, tüm diyabet vakalarının yaklaşık yüzde 5-10’unu oluşturur.

Tip 2 Diyabet: En yaygın diyabet türüdür ve tüm vakaların yüzde 90’ından fazlasını kapsar. Vücut insülin üretmeye devam eder ancak hücreler bu insüline yeterince yanıt veremez; buna insülin direnci denir. Obezite, hareketsiz yaşam, genetik yatkınlık ve beslenme alışkanlıkları en önemli risk faktörleridir. Prof. Dr. Sabuncu’nun öncülük ettiği TEMD çalışmalarında Türkiye’deki metabolik sendrom prevalansının endişe verici boyutlara ulaştığı ortaya konmuştur.

Gestasyonel Diyabet (Gebelik Diyabeti): Hamilelik döneminde ortaya çıkan ve genellikle doğumdan sonra düzelen, ancak ilerleyen yıllarda Tip 2 diyabet riskini ciddi ölçüde artıran bir tablodur.

Diyabetin Belirtileri Nelerdir?

Diyabet sinsi bir hastalıktır; belirtiler bazen yıllarca fark edilmeyebilir. Ancak şu semptomlar diyabet konusunda uyarıcı olmalıdır:

  • Aşırı susama (polidipsi) ve ağız kuruluğu
  • Sık idrara çıkma (poliüri), özellikle gece
  • Açıklanamayan kilo kaybı veya ani zayıflama
  • Sürekli yorgunluk ve halsizlik
  • Bulanık görme
  • Yaraların geç iyileşmesi, tekrarlayan enfeksiyonlar
  • El ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma (nöropati belirtileri)
  • Cilt kuruluğu ve kaşıntı

Bu belirtilerin bir veya birkaçı varsa, vakit kaybetmeden bir endokrinoloji uzmanına başvurmanız hayati önem taşır.

Tanı Yöntemleri

Diyabet tanısı, basit kan testleriyle konulabilir. Kliniğimizde uygulanan temel tanı yöntemleri şunlardır:

  • Açlık Kan Şekeri (AKŞ): En az 8 saat açlık sonrası ölçülen kan glikoz düzeyidir. 126 mg/dL ve üzeri değerler diyabet tanısı koydurur.
  • HbA1c (Glikozillenmiş Hemoglobin): Son 2-3 aylık ortalama kan şekeri düzeyini gösteren altın standart testtir. Yüzde 6,5 ve üzeri değerler diyabet tanısıyla uyumludur. Prof. Dr. Sabuncu, HbA1c optimizasyonunu tedavinin temel hedefi olarak belirler.
  • Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTT): 75 gram glikoz yüklenmesinden 2 saat sonra ölçülen kan şekeridir. Özellikle gebelik diyabeti taramasında ve prediyabet tanısında kritik öneme sahiptir.
  • Rastgele Kan Şekeri: Herhangi bir saatte ölçülen 200 mg/dL üzeri değer, tipik semptomlarla birlikte tanı koydurur.

Diyabet Tedavi Yaklaşımları

Diyabet tedavisi, hastalığın türüne, evresine ve hastanın genel sağlık durumuna göre kişiselleştirilir. Tedavinin dört temel ayağı şunlardır:

1. Yaşam Tarzı Değişiklikleri

Beslenme düzenlemesi ve düzenli fiziksel aktivite, diyabet tedavisinin vazgeçilmez temel taşıdır. Özellikle Tip 2 diyabette, kilo kontrolü sağlandığında insülin direnci kırılabilir ve kan şekeri regülasyonu dramatik şekilde iyileşebilir. Akdeniz tipi beslenme, tam tahıllar, bol sebze-meyve, sağlıklı yağlar ve porsiyon kontrolü önerilir.

2. Oral Antidiyabetik İlaçlar

Tip 2 diyabette metformin başta olmak üzere SGLT2 inhibitörleri, DPP-4 inhibitörleri ve GLP-1 reseptör agonistleri gibi modern ilaç grupları kullanılır. Prof. Dr. Sabuncu, GLP-1 reseptör agonistleri (liraglutid gibi) üzerine yaptığı çok merkezli gerçek yaşam çalışmalarıyla bu ilaçların Türkiye toplumundaki etkinliğini ve güvenliğini bilimsel olarak ortaya koymuştur.

3. İnsülin Tedavisi

Tip 1 diyabette zorunlu olan insülin tedavisi, Tip 2 diyabette de oral ilaçlarla yeterli kontrol sağlanamadığında devreye girer. Bazal insülin, karışım insülinler ve insülin pompa tedavisi gibi farklı rejimler hastanın ihtiyacına göre planlanır.

4. Komplikasyonların Önlenmesi ve Takibi

Diyabetin en tehlikeli boyutu, yıllar içinde sessizce gelişen komplikasyonlarıdır. Diyabetik retinopati (göz tutulumu), nefropati (böbrek hasarı), nöropati (sinir hasarı) ve diyabetik ayak gibi mikro ve makrovasküler komplikasyonlar düzenli tarama ve erken müdahaleyle önlenebilir. Prof. Dr. Sabuncu’nun 2022 yılında yürüttüğü diyabetik ayak ülserleri ve ferroptozis araştırması, bu alanda demir birikimine bağlı yeni bir hücre ölümü mekanizmasını (ferroptozis) aydınlatarak dünya literatürüne öncü bir katkı sunmuştur.

Prof. Dr. Tevfik Sabuncu’nun Diyabet Yönetim Felsefesi

Prof. Dr. Sabuncu, diyabeti yalnızca kan şekeri rakamlarıyla değil, bütüncül bir metabolik perspektifle ele alır. Onun yaklaşımında:

  • HbA1c hedefi kişiye özel belirlenir: Genç ve komplikasyonsuz hastalarda yüzde 6,5’in altı hedeflenirken, yaşlı ve çok ilaç kullanan hastalarda daha esnek hedefler konur.
  • “Diyabezite” yaklaşımı benimsenir: Diyabet ve obezite birlikte ele alınır. Kilo kontrolü sağlanmadan kan şekerinin kalıcı olarak düzeltilmesinin mümkün olmadığı kabul edilir.
  • Kardiyometabolik risk bir bütündür: Kan şekeri, kolesterol, tansiyon ve kilo birlikte yönetilir. Hastanın 10 yıllık kalp-damar riski hesaplanır.
  • Kanıta dayalı, kişiye özel tedavi: Uluslararası kılavuzlar ve Sabuncu’nun kendi çok merkezli çalışmalarından elde edilen veriler ışığında her hasta için en uygun tedavi rejimi tasarlanır.
  • Hasta eğitimi ön plandadır: Hastanın hastalığını anlaması ve kendi sağlığının yönetiminde aktif rol alması teşvik edilir.

Prof. Dr. Sabuncu’nun, diyabetik hastalarda aşılama stratejileri konusunda yürüttüğü TEMD çalışmaları da ayrıca dikkat çekicidir. Diyabetin bağışıklık sistemini zayıflattığı bilimsel olarak kanıtlanmış olup, bu hastaların yıllık grip ve pnömokok aşılarını düzenli olarak yaptırması önerilmektedir.

Diyabetle İlgili Sık Sorulan Sorular

Diyabet kalıtsal mıdır? Genetik yatkınlık önemli bir faktördür ancak tek başına yeterli değildir. Çevresel faktörler, beslenme ve yaşam tarzı hastalığın ortaya çıkmasında belirleyici rol oynar.

Prediyabet nedir? Kan şekerinin normalin üzerinde ancak diyabet tanı eşiğinin altında olduğu ara evredir. Bu dönemde yaşam tarzı değişiklikleriyle diyabete ilerleyiş yüzde 58 oranında önlenebilir.

Diyabette şeker hiç yenmez mi? Kesin yasak yerine bilinçli beslenme ön plandadır. Porsiyon kontrolü, glisemik indeks bilinci ve düzenli öğün zamanlaması ile hastalar çeşitli besinlerden kısıtlı ölçüde yararlanabilir.

Randevu ve İletişim

Diyabet şüphesi, mevcut diyabet tedavinizin gözden geçirilmesi veya komplikasyon taraması için Prof. Dr. Tevfik Sabuncu‘ndan randevu alabilirsiniz. Erken tanı ve doğru tedavi ile diyabet kontrol altına alınabilir, komplikasyonlar önlenebilir ve yaşam kalitesi korunabilir.

Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi, Osmanbey Kampüsü, Şanlıurfa
Dahili: 4826 / 4820 | Randevu Hattı: 0541 313 88 68